“Hadi, bu gün başka bir yoldan yürüyelim. Kıbrıs Caddesi’nden biraz yukarı çıkarız. Hem sana eskiden oturduğum evi de gösteririm. Çabucak döneriz.”
Böylece yolunu değiştirdim yol arkadaşımın. Fakat bu durumdan asıl ben etkilenecek, serin bir akşamüstü yürüyüşünü nicedir yapmıyor olmanın vicdan azabını üzerimden atmanın ötesinde bir şeyler düşünerek bitirecektim günü...
Bu güzergah benim her gün kat ettiğim "işe gitme yolu"mdur.. Aşağı yukarı on beş dakikada tamamladığım bu güzergah, yedi parkurdan oluşur: tanıdığım kalabalık cadde, eskiden bildiğim daha az kalabalık olan cadde, tek yönlü dar bir yolla uzayan gecekondu semti, gecekondularla lüks apartmanların birbiriyle itiştiği varlıklı bir semtin yokuşlu ve uzun caddesi, uçurumlu, dağ manzaralı şahane bir yol, üç şeritli çevre yolu; sakin, huzurlu, neşeli varış noktası: iş yerim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI
Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...

-
İçinde bulunduğumuz bunaltıcı ülke gündeminden uzaklaşmak niyetiyle ve başka gözlerle dünyaya bakma umuduyla kendimi deneme okumaya ver...
-
ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kim bilir hangi gülden kalma diken? Hilmi Yavuz Roman türünün bütün gereklerini kusursuz biçi...