
"Yine Kafka aldım, yine okuyamadım. Sevemedim gitti bu adamı!" dedi. Hayretle ona baktım.
Dönüp gitti, ben de işime döndüm.
Önümde dizüstü bilgisayarım, çaprazımda masaüstü bilgisayarım açıktı. Birinden bir şeyler okuyor ötekine yazıyordum; çünkü birinde internet vardı ötekinde yoktu. Sanki ikisinden okuyor, ikisine yazıyordum; birbirlerine karıştılar. Bir ekrandaki tümce öteki ekrana atlıyor; sözcükler anlamlarını ve biçimlerini hızla yitiriyorlardı. Israrla bütünledim onları, susturdum, dindirdim...
Kafamdan Vapura Binmiş Kafka çıktı. " Şato'ya az kaldı!" dedi, "Davanın görülmesi pek yakın!"
Kim sevmez Kafka'yı? O ki bakar da okurun kaotik yaşamına, yapıştırır abartılı vaatlerini: Şato'ya az kaldı!