Şu sıra elimde Orhan Pamuk'un "Manzaradan Parçalar"ı vardı. Orhan Pamuk'un anılarından, gezilerinden, yazma süreçlerinden izler taşıyan bu güzel kitap altını çizdiğim cümleleri, kıvırdığım sayfa uçlarıyla yorgun, yıpranmış ama yaşanmış bir kitap olarak rafa kaldırılacaktı. (Evet, kitapları hırpalayarak okuyanlardanım. Evet, istisnalar hariç altını çizdiğim cümleleri olmayan kitapları içimde çokça yaşamış saymıyorum.) Manzaradan Parçalar'da altını çizdiğim o kadar çok cümle oldu ki bu kitap üzerine bir yazı yazmanın kaçınılmaz olduğunu düşündüm.

