Varoluş ve Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Varoluş ve Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2013 Salı

FELSEFEDEN EDEBİYATA BAKMAK: VAROLUŞ VE ROMAN

Yapı Kredi Kitap-lık dergisinin Kasım-Aralık 2013 sayısında    Varoluş ve Roman'la ilgili bir yazı yayımlandı. Ulaş Bager Aldemir'e yazısından dolayı teşekkür ederim.   Camus'nün 100. yaşını kapağa taşıyan  Kitap-lık dergisinde "Camus, varoluşçu roman yazarı değildir"i savlayan Varoluş ve Roman'ın tanıtılması da pek güzel denk gelmiş. İyi okumalar...
FELSEFEDEN EDEBİYATA BAKMAK: 
VAROLUŞ VE ROMAN
                                                                                         Ulaş Bager Aldemir[*]
   İnsan otantik varlığını yitirip makineleştikçe Varoluşçuluk tartışmasına ihtiyaç duyulacaktır. Çünkü Heidegger’in Dasein’ı (otantik insanı) günümüzde artık makineleşmenin ötesinde siber insana dönüşmüştür ve bu teknokratik çağ üstümüze kapanmıştır. Böylece Dasein’ın en ayrıcalıklı görüngüsü olan sanat da endüstriyel çağın ağır baskısından payına düşeni almıştır; sanatçı bir filozof olarak değil, sanatsal düzlemde ilerleyerek bu baskıdan kurtulmak zorundadır. Eleştiri ancak böyle bir çabayı gözlemleyebilir: Tuğba Çelik, Varoluş ve Roman adlı incelemesinde bu gözlemle yetinmemiş, okuyucusuna yeni ufuklar açmıştır.

5 Kasım 2013 Salı

FELSEFE İLE ROMANIN KARDEŞLİĞİ: VAROLUŞ VE ROMAN

Ekim ayında yayımlanan kitabım Varoluş ve Roman üzerine Kaan Mercan Ateş, Sözcükler dergisinin Kasım- Aralık 2013 sayısında bir yazı yazmış. Yazıyı çok beğendim ve Ateş'in yazısına blogda yer vermek istedim. 

FELSEFE İLE ROMANIN KARDEŞLİĞİ: VAROLUŞ VE ROMAN

Tuğba Çelik, Varoluş ve Roman adlı inceleme kitabıyla romanlar okuyarak dünyadaki konumunu anlamaya çalışan eleştirel okura yeni bir kapı aralar: Felsefenin kapılarını...
Roman Cervantes’in Don Kişot’uyla başlamış, aslında felsefeyle kardeş doğmuştur. Felsefe, akılcı ve ısrarcı büyük kardeş iken; büyük soruları sormaktan çekinmeyen ve onlara kesin yanıtlar vermeyen roman ise küçük kardeştir. 
Roman, aydınlanma çağındaki insanın ‘biz’den ‘ben’e dönüşme savaşımının ürünüdür. Şövalye hikayelerinde, destanlarda, masallarda boy gösteren karton kahramanlar, romanlarda özgün ben’lere evrilir.  Don Kişot, ne ailesinden, ne arkadaşlarından kimselere benzer. O yel değirmenleriyle savaşmayı göze almış,  akıl almaz, mükemmel bir roman karakteridir.

KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI

Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...