Çok az değişiyoruz. Yıllar geçiyor ama biz davranışlarımızın eğri büğrü yanlarını törpülemek yerine onları adamakıllı palazlandırarak kuşaktan kuşağa aktarmayı tercih ediyoruz. Dosdoğrularımız var, yan yollara hiç sapmıyoruz. İnançlarımızdan, kabullerimizden hiç kuşkumuz yok; bizden başka hayatlar bize düşman...Kaç bin yıl geçse de kabileler halinde yaşamak tercihimiz oluyor; karışamıyoruz, kaynaşamıyoruz birbirimizle... Korkuyoruz aşağı semtte oturanlardan, kaçıyoruz yukarı mahallenin çocuklarından...
Altın Portakal 2010 En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödüüllerini almış Seren Yüce filmi Çoğunluk'u izlerken salondaki herkesin filmde kendi ailesinden bir şeyler bulduğuna eminim. Mutsuz anne, egemen baba... Ne kadar da gerçekti hepsi; ne kadar da "çoğunluk"la bize benziyordu.
Çoğunluk üzerine daha uzunca bir süre konuşulacağına inanıyorum. Bunun nedeni psikolojik ve ideolojik bağlamda pek çok katmanı var filmin. Ben bu katmanların derinliğine girmeden filme ilişkin düşüncemi kısaca şöyle dile getirmek isterim:
Filmden çıktıktan sonra, babalarımızla yaptığımız bazı düşünsel kavgaların çok zamanlar içimizi sızlatıyor olmasına karşın onlardan başka türlü düşünebilmeyi başarmamızın ne büyük bir adım olduğunu düşündüm. Büyüklerimizi kalben severiz ama onlardan ayrı düşünceler edinmemizdir doğru olan. Çünkü zaman geçmeli ve dünya daha iyi bir yer olmalıdır. Yirmili yaşlarımızı geride bırakmamıza karşın hala verdiğimiz kavgaların arkasında durmak ne güzel. Tatsız olan durum "çoğunluk"la böyle olmayışımızdır. Gençliğimizde düşüncelerini eleştirdiğimiz büyüklerimizin doğru bildikleri değerleri, ilkeleri vs. sonradan şiar edinmemiz, onlara boyun eğmemiz ne büyük yanılgıdır!
Bu filmi çektiği için Seren Yüce'yi, tüm bu ödülleri filme vermekten geri durmayan Altın Portakal jürisini tebrik etmek gerekiyor. Bu güzel filmi izleyecek olanlara da iyi seyirler!
28 Ekim 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI
Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...

-
İçinde bulunduğumuz bunaltıcı ülke gündeminden uzaklaşmak niyetiyle ve başka gözlerle dünyaya bakma umuduyla kendimi deneme okumaya ver...
-
ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kim bilir hangi gülden kalma diken? Hilmi Yavuz Roman türünün bütün gereklerini kusursuz biçi...