Kafka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kafka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2017 Çarşamba

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN


Yazının kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bulmak kaçınılmaz gibi gelir bana. Gece geç saatlerde yazdıklarımız ise çoklukla karanlık, içimizde nadiren gördüğümüz keşiflerimiz, bulgularımız olabilir. Ya da ben öyle sanıyorum.

Kafka’nın geceleri yazdığını biliyorum. Gündüzleri, geceleri yazdıklarını düzeltmeyle geçermiş. Sait Faik ise bir gündüz yazarıdır. Balıkçıların sabah kalkışlarını anlattığına göre, onlarla birlikte uyanıyordur, diye düşünüyorum. 
Yazmak isteyip de yazamayanlar vardır bir de. Onların zamanla bir alıp veremedikleri var. Hatta yaşamla bir alıp veremedikleri… Her şey bende oldun istiyor, her şeyi bir çırpıda yazıvereyim istiyor. Baktığı ilk şey yazım kuralları, içerik kolay gelir sanıyor.

17 Eylül 2013 Salı

KAFAMDAN VAPURA BİNMİŞ KAFKA ÇIKTI!




"Yine Kafka aldım, yine okuyamadım. Sevemedim gitti bu adamı!" dedi. Hayretle ona baktım.
Dönüp gitti, ben de işime döndüm.
Önümde dizüstü bilgisayarım, çaprazımda masaüstü bilgisayarım açıktı. Birinden bir şeyler okuyor ötekine yazıyordum; çünkü birinde internet vardı ötekinde yoktu. Sanki ikisinden okuyor, ikisine yazıyordum; birbirlerine karıştılar. Bir ekrandaki tümce öteki ekrana atlıyor; sözcükler anlamlarını ve biçimlerini hızla yitiriyorlardı. Israrla bütünledim onları, susturdum, dindirdim...
Kafamdan Vapura Binmiş Kafka çıktı. " Şato'ya az kaldı!" dedi, "Davanın görülmesi pek yakın!"
Kim sevmez Kafka'yı? O ki bakar da okurun kaotik yaşamına, yapıştırır abartılı vaatlerini: Şato'ya az kaldı!




12 Mayıs 2012 Cumartesi

KAFKA SEN NORMAL DEĞİLSİN.

 Sanat  yapıtının değeri  çevresine verdiği esinle ölçülür.  Mimarlar, yontucular, ressamlar ve nihayet yazarlar, esinlendi Kafka'dan.  Kafka'nın biçemine dudağı uçuklayan eleştirmelerin, bu biçemden neler alabilirim diyen yazarların dışındaki okurlar Kafka'dan  yazınsal değil yaşamsal esinler bulur. Onu bulduğunda eline reçete tutuşturulmuş sanır. Yüzünde şaşkınlık, alaycı bir gülüş... Yazara  "Nasıl yazdın bunu?" diye sorar, "Sen normal değilsin,"der. Kime nasıl anlatacağını bilemediği bir yaşam tarifi bulduğu için sevinçten havalara uçmaktadır okur.
Kafka'nın romanları ve öyküleri birleştiğinde oluşan tarif hiç de sevimli değildir oysa:
Dünya adil olmayan, bir puslu diyardır.
Dava romanı , insanın ölene dek, fırlatıldığı dünyada başıboş dolanıp durduğunu anlatır.
Şato, dünyadan başka gidecek yerimiz  olmadığını kulağımıza fısıldar.
Dönüşüm, düzendeki yalnızlığımızı kabullenmemizi sağlar.
Amerika, sıkışıp kaldığımız dünyada zalimin eline düştüğümüz gerçeğini söyler.
Kafka'nın tarifleri bu kadar karanlıksa okur neden sevinçten havalara uçar? Çünkü "anlamak" mutluluk getirir. Yaşam tarifi, nasıl yaşayacağımız  değil yaşamın ne olduğu bilgisini içerir. Uyanık okur, yaşamın nasıl yaşanması gerektiğini değil yaşamın ne olduğunu anlatan yazarları bulup okur. Bulunca, o yüzden böyle sevinir.






KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI

Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...