Her yerden çok uzak bir ülkede herkesten uzak duran bir ressam yaşarmış. Çünkü uzaktan bakmayınca insanları da şeyleri de resimleyemeyeceğini düşünürmüş. Mesela bir elma çizecekse onu tuvalinden metrelerce öteye koyar, bir çiftçi çizmek isterse yaşadığı evin kuzey cephesindeki tarlada çalışan ve ancak karaltısını görebildiği bir çiftçiyi seçermiş. Manzara resmi tam ona göreymiş diyenlere söyleyelim, o ancak hiç görmediği yerlerin resmini yapabilirmiş.
Ressamın ününü duyan bir gezgin onunla tanışmaya gelmiş.
Gelmiş ki, ressamın evinde kendinin bir portresi var.
"Bu benim," demiş gezgin.
Ressam, "Sen değilsin o görmediğim bir kişinin resmidir, benzettin," demiş. "Evet ama," demiş gezgin, "Beni de görmemiştin, çizmişsin işte."
"Hayır!" demiş ressam, "Ben görmediğim şeyleri uzaktan çizerim; oysa sen geldin masalımı bitirdin, yakına gelince uzaktan çizdiğim adamın hikayesi yarıda kesildi. Masalımı bitirme!" diye bağırmış. Sonra sakinleşip "Bak bitirdin bile aslında; resme yakından bak lütfen," demiş gezgine. Gezgin resme yakından bakınca hiçbir şey görememiş. Boş bir tuval karşısında ışıldıyormuş. Ressam gezgine sırtını dönüp yeni bir resme başlamış.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI
Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...

-
İçinde bulunduğumuz bunaltıcı ülke gündeminden uzaklaşmak niyetiyle ve başka gözlerle dünyaya bakma umuduyla kendimi deneme okumaya ver...
-
ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kim bilir hangi gülden kalma diken? Hilmi Yavuz Roman türünün bütün gereklerini kusursuz biçi...