I-
Bir zamanlar çok uzaklarda rengarenk insanların huzur içinde yaşadığı bir ülkede sivri burunlu, sarı sakallı bir cüce yaşarmış. Kendisinden önce bu ülkede yaşamış olan cücelerin şimdi nerede yaşadığı merak eder durur, onları bulup kendi yalnızlığını sonlandırmayı istermiş. Akşam vakti geldiğinde küçük evinin penceresinde türlü hayallere dalar, bir gün etrafında adım başı kendisi gibi sivri burunlu, sarı sakallı cücelerin olacağını düşlermiş. Huzur içinde yaşayan insanların huzurunu paylaşmak, onlarla mutlu olmak, onların mutsuzluklarına ortak olmak, güçlerinin yetmediği işlerde onlara yardım etmek yerine günden güne kendini onların karşısında daha da yalnız hisseder onlardan uzaklaşırmış.
Günlerden bir gün sivri burunlu, sarı sakallı cüce artık kendisine benzeyenleri bulma vaktinin eriştiğini düşünmüş ve yola çıkmaya karar vermiş. Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş. Aylar yıllar sonra ülkesinden çok uzakta bir ülkeye varmış. Bu ülke diğer ülkelerde olup bitenlere karşı pek meraklı devler ülkesiymiş. Devler ülkesinin insanları, konuklarını en iyi şekilde ağırlar ama bunun karşılığında onlardan geldikleri ülkeler hakkında hikayeler anlatmalarını isterlemiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI
Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...

-
İçinde bulunduğumuz bunaltıcı ülke gündeminden uzaklaşmak niyetiyle ve başka gözlerle dünyaya bakma umuduyla kendimi deneme okumaya ver...
-
ah bellek, acı bellek! hem arısın sen hem kim bilir hangi gülden kalma diken? Hilmi Yavuz Roman türünün bütün gereklerini kusursuz biçi...