Kırmızı- turuncu renkli, uzun, dayanıklı yapraklarıyla pıt diye düştü başına bir acemborusu. Sonra sekti, masaya inişe geçti bu civelek çiçek.
"Neredeyse çay bardağımın içine düşecekti!"
Gülüverdi insan sesiyle dolu sokakta yalnız oturan.
Birazdan bir kişi daha gelecek yalnız oturanın masasına, ardından biri daha... Masaya davetli üçüncü kişi biraz gecikeceğini önceden haber verdi ama ikinci davetlinin gelmesi an meselesi.
Pıt diye bir acemborusu daha düştü masaya taptaze, dipdiri.
15 Temmuz 2010 Perşembe
8 Temmuz 2010 Perşembe
YAŞLILIK ÜZERİNE
Şimdi yaz günü nereden çıktı bu yaşlılık konusu denilmesin hemen. Yaşamsever yanımızın ağır bastğı, yaşımız kaç olursa olsun daha böyle kıpır kıpır heyecanlı çok yıllar yaşayacağımıza duyduğumuz inancın tepe noktasına ulaştığı bir mevsim değil mi yaz? Ama boş verelim şimdi mevsimleri... Duygusal değil nesnel bakmak koşuluyla pekala çabucak üstüne eğilinebilecek bir konu yaşlılık... Tıbbi açıklamalar içeren, psikolojik verileri çözümleyen bir kaç kitap okuduktan sonra yaşlılığı anlatan kitaplar arasında beni en çok etkileyen kitabın Simon de Beauvoir'ın Yaşlılık'ı olduğunu söyleyeyim.
2 Temmuz 2010 Cuma
ORHAN KEMAL MÜZESİ
Bir öğle sonrası Cihangir’e yolunuz düşer de Orhan Kemal Müzesi’ne uğrarsanız sizi dostça bir karşılama bekliyor. Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, bin bir emekle var ettiği Orhan Kemal Müzesi’ni ve müzenin var olma sebebi olan babasının yaşamını özenle, içtenlikle size anlatıyor.
29 Haziran 2010 Salı
NOT
Brecht'in "Bay Keuner'in Öyküleri"nden:
"ÖĞRENCİLER USTANIN YANLIŞLARINI ÇOKTAN UNUTTUKTAN SONRA BİLE O, BUNLARI ANIMSAMAYI SÜRDÜRÜR."
25 Haziran 2010 Cuma
Gevende'yi Dinlerken
Müzik evrenseldir. Çünkü müziğin dili notalardan oluşur ve enstrumanlardır bu dilin konuşucuları. Ve insandır notaları da enstrümanları da coşturan, çağlatan, söyleten.Ya sözler? Galiba şarkıların sözleri de küreselleşiyor gitgide. Dinlediğimiz şarkıların sözleri Türkçe, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve hadi diyelim İspanyolca....Şarkı sözleri evrenselliği gölgeliyor mu sorusu üzerine düşününce iki yanıt çıkıyor ağzımdan. Birincisi evet doğrultusunda. Çünkü bir şarkının sözlerinin ne anlama geldiğini bilmek istiyorsunuz, öğrenemediğinizde ise şarkı ile kurduğunuz ilişki aşamadığınız bir engeli olan aşk dolu ama bir tarafın ötekine güvensiz olduğu bir ilişkiyi doğuruyor. İkinci yanıtım ise şu. Şarkıda sözün de bir ezgi değeri vardır, söz anlamı için değil verdiği ses değeriyle notaların güzelliğine güzellik katar.
24 Haziran 2010 Perşembe
Pina Bausch'un İstanbul'u
Yağmurlu bir akşam Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Pina Bausch'un İstanbul'unu izlemeye hazırlanıyoruz. Yağmurun dindiğini görmeden gösteri başlıyor.
Müthiş bir sahneleme, şahane müzikler, benzersiz koreografiler... Pina Bausch'un adını fena olmayan bir modern dans izleyicisi olarak çok duymuştum fakat ilk kez onun koreografisini izleme şansına eriştim.
Bausch'un modern dans anlayışında dansçılar konuşuyor, şarkı söylüyor, izleyiciye laf atıyor, pek çok karaktere bürünüyorlar. Bunun yanı sıra 2009 yılında yaşama veda eden Bausch, popülüler müzikten yararlanmayı bilen, yaşamın temel öğelerini ele alırken günün insanının aşina olduğu güncel müziği pas geçmeyen bir dahi .
Müthiş bir sahneleme, şahane müzikler, benzersiz koreografiler... Pina Bausch'un adını fena olmayan bir modern dans izleyicisi olarak çok duymuştum fakat ilk kez onun koreografisini izleme şansına eriştim.
Bausch'un modern dans anlayışında dansçılar konuşuyor, şarkı söylüyor, izleyiciye laf atıyor, pek çok karaktere bürünüyorlar. Bunun yanı sıra 2009 yılında yaşama veda eden Bausch, popülüler müzikten yararlanmayı bilen, yaşamın temel öğelerini ele alırken günün insanının aşina olduğu güncel müziği pas geçmeyen bir dahi .
19 Haziran 2010 Cumartesi
José Saramago Giderken
Hem nitelikli edebiyat üreten hem sinematografik yazabilen yazarların romanları daha başka türlü bir hayranlık uyandırır bende. Saramago o yazarlardan biriydi... Yazarın 1995'te yazdığı ünlü romanı Körlük Fernando Merilles tarafından 2008'de filme aktarılmış ve bu film Oscar'a aday gösterilmişti. Doğal olarak bir romanı ne kadar sinematografik algılasak da o romanı bir film olarak karşımızda gördüğümüzde düş kırıklığı yaşarız, bu filmde de aynen böyle olmuştu.
1998 Nobel Ödülü sahibi Saramago'nun beni en çok etkileyen kitabı "Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş"tur. Bu kitabı sevgili dostum Xtvk'den öğrenmiştim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
KİRALIK KONAK: EDEBİYATIMIZIN ÖZGÜR KADIN DÜŞMANLIĞI
Bizim edebiyatımızda kadının görünme biçimi başlı başına bir sorundur. Halk şiirinde ve divan şiirinde ideal kadın edilgin ve suskundur. Ta...
-
Harold Bloom, dünya edebiyatının en önemli yazarının Shakespeare olduğundan emindir. Başka bir yazara/şaire ait çok iyi bir metin okuduğumda...
-
İçinde bulunduğumuz bunaltıcı ülke gündeminden uzaklaşmak niyetiyle ve başka gözlerle dünyaya bakma umuduyla kendimi deneme okumaya ver...




