31 Mart 2010 Çarşamba

Uykusuzu Yargıla-ma

I. Yargı: Az uyuyorsun. Yanlış.
Saat 00.00 dedin mi pamuklu pijamalarımı giyip tüm kapı ve pencereleri kontrol etikten sonra  dişlerimi fırçalasaydım. Sağda solda bıraktığım kitapları rafa kaldırsaydım. Işıkları söndürüp günün bittiğini ilan etseydim.
Uyusaydım mışıl mışıl.Kafamı yastığa koyar koymaz, öyle hemen! Sıcacık yorgan sarmalasaydı beni. Sokaktan gelen sesler yavaş yavaş belleğimde bulanıklaşıp birden kaybolsalardı. Hayra yorulacak rüyalara bırakıverseydim kendimi. Yemyeşil çayırlara, papatya tarlalarına; çocukluğumun geçtiği evlere, kentlere; silik fotoğraf karelerinin canlanıverdiği odalara...Masalsı ve iyi kotarılmış bir rüyayı hak edebilmek için erkenden yatmak ve derin bir uykuya dalıvermek gerekir, biliyorum.
İsterdim deliksiz uyumayı. Daha kafam yastıkla buluştuktan beş dakika sonra "Aklıma parlak bir fikir geldi. Bunu hemen bir yere yazmalıyım." demeseydim.


II. Yargı: Akşamın hayrı, sabahın şerri. Gece iş çıkarılmaz. Yanlış.

Gündüze bırakamam. Yetişmez. Okumak, yazmak, düşünmek, tasarlamak, düzene koymak, yeniden sıralamak, doğru dürüst çalışmak için, hayat için gündüzler yetmez. Gecenin çıtı da çıkmıyor. İnsan öyle güzel okuyabiliyor, düşünebiliyor ve yazabiliyor ki, tarifi yok bunun gündüzde. Gündüz patırtıcı, izin vermiyor pek çok şeye.

III. Yargı: Ya gündüzü seç ya geceyi. İkisini birden yaşayamazsın.  Yanlış.

Gündüzleri de seviyorum ben. İnsanları o zaman görüyorum. Onlarla konuşuyorum, onları dinliyorum. Birden yağmur yağıyor, camdan yağışı izliyorum. Bir de bakmışsın güneş başını uzatıveriyor bulutların ardından. Bir dağ uzanıyor önünde her mevsim başkaca renkle renklenen. Sonra sesler. Makine sesleri, çocuk sesleri, kuş sesleri, sürüklenen sandalyenin sesi, merdivenlerden inen topuklu ayakkabıların sesi.  Sabah kahvesinin kokusu, ancak baharları hep öğle vakitlerinde yenen çağlanın ekşi tadı...  Gündüzlerimde tatlar, sesler, yüzler var. Onlardan cayamam.
Gecelerim ise beni bana çağırır. Başkaları olmadan yaşadığım bir hayatı verir, başkaları olmadan var ettiğim bir hayatı benden ister. Okurum ben geceleri, altını çizerim önemli olan sözlerin. Yazarım geceleri. savruk, düzenli, hayalperest, öfkeli, sabırlı, hesapçı... Kalabalıkla yapılmaz ne okumak ne yazmak. Bir de kibarım ben. Gündüzleri okurum da yazmam pek. Çok çok  bir iki satır. Birileri gelirse yanıma, kabalık etmek istemem; kaparım defteri. Gece yazarım diye, telaşsız ayırırım kalemi kağıttan.
Geceden bulduğumu gündüze verir; gündüzden çaldığımı geceye çıkarırım. Uykuyla dikiş atarım ikisinin arasına. Bazen ilmek kaçar; ilmeğin  ucunu tutamam, dağılır, dağılır, dağılırım...Her şeyin bir adı olmalı elbet; adım uykusuza çıkar.

IV. Yargı: Sen uslanmazsın. Yanlış.

1 yorum:

  1. Haberturk gazetesi blogunuza yer vermiş bugün...güzel bir anı olabilir ..

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının Kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...