19 Ocak 2013 Cumartesi

Magda Szabo: Kapı


Emerenc sabahları erken kalkar. Sokağı süpürür, hayvanları besler, temizliğini yaptığı yaklaşık on evi kolaçan eder. Hasta olan sokak sakinlerine yemekler götürür. Hatta biri canından bezmişse; onun intiharına bile yardım eder.
Marta Szabo 2003'te "Kapı" romanıyla Fransa'nın en saygın ödüllerinden Femina'yı kazandı. Kapı, Emerenc karakteri üzerinden  devrimciliği, yüksek sanatı, yazar- okur ilişkisini, şöhreti vs. eleştiriyor. Yumuşacık bir kalple yazılmış olduğu besbelli bu roman, Macar devrimini, yaşanan iç savaşları 2000'li yılların okuruna bir bellek olarak sunuyor.
Bazı romanlar olay örgüleriyle, bazıları taşıdıkları düşüncelerle bazıları ise karakterleriyle anılırlar. Örneğin Cervantes'in Don Kişot romanında en çok Don Kişot'la ilgileniriz. Oysa Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikayesi'nde ilgilendiğimiz en büyük şey savaştır. Kafka'da ise düşünceler öndedir: Şato, Dava, Amerika...
Szabo, kim bilir kimlerden, nerelerden ilham alarak bu ilginç kadını, Emerenc'i yaratmış. Romanı okudukça herkese ve herşeye karşı olan bu temizlikçi kadının aslında doğuyu ne çok yansıttığını görürüz. Szabo, Emerenc'in saplatılarından, önyargılarından fakat akıl almaz bilgeliğinden dem vurarak "doğu"yu hem yere göğe sığdıramaz ve onu efsaneleştirir hem de onu uzlaşmazlığı ve değişime direnmesinden dolayı yerden yere vurur. Emerenc halkı kurtarmak için halkı kırıp dökenlere küskündür; doğaya inanan sıradan insanlara sırtını dönmüş sanata saygı duymayandır; hayata övgüler yağdıran fakat hayatı yaşamayı bilmeyenlere öfkelidir. Szabo'nun Kapı'sından; daha doğrusu Emerenc'ten ve onun acılarından öğrenecek çok şeyimiz olduğu açıktır.

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...