21 Ekim 2011 Cuma

Zola'nın Natüralizmi Rahip Mauret'nin Günahı

Edebiyat inceleme kitaplarında sık sık "biçemsiz" "kuru"  "laboratuar" gibi yüzeysel nitelemelerle burun kıvırılan Zola ve onun natüralizmi aslında şiirsel ve felsefidir. Zola, çağdaş yazarların elde etmeye çalıştığı  derinlikli insan betimini doğal, içtenlikli ve güler yüzle sunar.
Örnekse duygusal bir adam olan Rahip Mauret bir gün aşka düşer. Genç adam skolastik düşünme biçiminin aşka ve arayışa küsmüş, insanı ahlak kuralları altında ezip değersizleştirmiş tavrına sırt çevirmiştir; sevgilisiyle gezdiği büyülü bahçede bütün bir dünyayı, doğayı ve onun kurallarını sorgulamıştır: Yaşam tüm değişkenleriyle sır dolu, eğlenceli ve esin vericidir. İnsan mutlu olmak istiyorsa, parçası olduğu doğadan uzaklaşıp kendine başka yasalar yaratmamalıdır.
Gelelim Zola'nın "biçemsiz" ve "kuru" tanımlı kötü şöhretine... Rengarenk çiçekleri, çiğ  düşmüş yapraklarıyla taptaze, yağmur sonrası milleşmiş toprak kokusuyla diri bir bahçe; yüzünden kan fışkıran ergenler, neşeyle hayvan yetiştiren genç kızlar nasıl sıkıcı olabilir? Zola, kötü şöhretinin tam tersine umulmadığı kadar iyi bir gözlemci ve neşelidir.
Sahi kim diyordu bilimle harmanlanmış  edebiyatın edebiyat olmadığını?Yazarın ilhamını aklın dışında arayanlar; edebiyatı duygu hezeyanı sanıp yazarı sarih düşünme yetisinden azade görenler, edebiyatı felsefeye ve bilime küstürenler kimlerdi?
Tolstoy'un  romanlarında Rusya'nın adalet sistemi eleştirilir, Balzac burjuva ahlakını yerden yere vurur, Kafka modern dünyanın değerlerine yüz çevirir. Büyük yazarların tamamı tarihle, toplumbilimle, davranışbilimle, biyolojiyle; yaşadıkları dönemin politik, sanatsal, düşünsel, bilimsel konularıyla yakından ilgilidirler çünkü onlar  bilimi ve sanatı kardeş görürler.
Mehmet Kaplan ekolüyle yazılmış lise ve üniversite edebiyat tarihi, edebiyat incelemesi kitaplarında pozitivizm, rasyonalizm  yerden yere vurulur. Doğrusu bu ülkenin okurları olarak biz ondan böyle olduk.  "Doğu- batı sentezi" adı altında yapılan sahte ve eksik aydınlanma,  edebiyat yapıtını  milli manevi değerlere bağlı, ilhamını doğa üstü güçlerden alan, ahlaki değerleri yeni nesillere aktaran metinler olarak tanımlar.  Edebiyat öğretiminin ülkemizdeki algılanış biçimi yaygın olarak  halen böyledir. İşte bu yüzden Zola bazılarına itici gelir. O, geleneği, ahlakı, kültürü bir yana bırakıp insanın değerinin ancak doğa kanunlarından devşirilmesi gerektiğini vurgular. Yerelliği bir kenara bırakıp evrensel insanın ne olduğunu tartışmaya açar; bu yüzden Zola'nın insan türüne ilişkin sınırsız bir düşünme bahçesi vardır.
Rahip Mauret'nin cesareti ve yenilgisi Zola'nın romanında sağlam bir zeminde işlenir. Ağaçlar, patika yollar, küçük kuşlar, doğup batan güneş ekseninde insanın iradesi ve yaşam amacı sorgulanır. Okur hem doğayı keşfeder hem kendini...
Zola'nın natüralizmi zihinsel devrim yaşamayı sevenler için denemeye değerdir. Kırmızı Yayınları Emile Zola'nın "Rahip Mouret'nin Günahı" romanını  yeni bir solukla, 2011'de İsmail Yerguz'un özenli çevirisiyle Fransızca'dan dilimize kazandırdı. Zola, yaklaşan kış için iyi bir tercih diye düşünürüm. Bu kış, bahara daha derin nefeslerle girebilmek için edebiyat algınızı biraz açın; zaten yeterince özgür bir edebiyat okuruysanız, bu yeni çevirinin tadını çıkarın. Bizden söylemesi!

EV SAHİBİ İLE KONUK OLMANIN DAYANILMAZ AYNILIĞI: MELİH CEVDET ANDAY “YARIN BAŞKA KORUDA”

                                “Bir evin resmi içerden de yapılabilir. Bu bir seçme işidir. Kimi dışardan sever, kimi içerden.” M.C. A...