29 Eylül 2010 Çarşamba

İç Monolog 9

"Seni özlemek duygusunun adını koyamadığım bir duyguya tam olarak ne zaman ve nasıl dönüştüğünü  bilemiyorum. Sait Faik'in Son Kuşları'ndaki anlatıcı, özlediği kuşların adaya gelmelerini beklemekten öteye geçerek iklimin, mevsimlerin, insanların değiştiğine yormuştu ya aklını hani aniden. Olga Oblomov'dan ümidini kesince anlaşılır biçimde ama ansızın Stolz'a açmıştı yüreğini. Ya da Giovannino ve Serenella kurutulmuş kelebek koleksiyonuna dalıp gitmiş varlıklı çocuğa yaramazlık yapmayı aklından bile geçirmediği için bir süre acıdıktan sonra hoplaya zıplaya evlerine dönmüşlerdi. Aysel, ölmeye yattığı yataktan doğrulup yaşamaya gitmişti. Bir duygudan ötekine mi geçeriz  yoksa süreğen biçimde bir başlangıç duygusunu mu dönüştürür dururuz? Bir kurgunun yoğunluğunda değil de  bir gerçekliğin yavaşlığında salındığımdan ancak bir geçiş evresinde olabilirim. Kuşların gelmeyeceğini anlamak, Oblomov'un asla değişmeyeceğine aymak,  varlıklı çocuğun  yerinden kalkmayacağını kabullenmek, yaşamanın dürtüsel bir ödev olduğunu kavramak anındayım. "

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...