19 Mart 2011 Cumartesi

İç Monolog 15

İÇ MONOLOG 15


"Kitaba hürmet etmediğimden değil, onun en çok hangi yönlerini sevdiğimi kitap da bilsin istediğimden kıvırıyorum sayfalarını. Nesnelerle ilişki kurmayı abartmıyorum. Hem, bir kitapla kurulan hangi ilişkiye abartılmış denebilir ki?

BAHÇE

Bilmem bu yalnızlığı nasıl atar üstünden

Bu kış bu bahçe s.399

Kitap anlamıştır bu dizeleri sevdiğini, ama bana yetmiyor bu bilgi. Ben bu sayfayı neden kıvırdığını merak ediyorum. Karışmayın İlhan Berk sevgime. Garson, bir çay daha getir! Okunacak çok dize var bir-lik-te! Nazan’la Barış daha yeni nişanlanmışlardı. Yankıladılar sözlerini coşkulu bir ses ve neşeyle: Karışmayın İlhan Berk sevgime. Garson, bir çay daha getir! Okunacak çok dize var bir-lik-te! Garson bu işe alışkın elleriyle getirdi çayları. Elindeki koca kitabı karıştırdıkça sen, kitap bir kuş gibi yaprak yaprak açıyordu kanatlarını. Garsonun yüzünde bozkır çocuğuna yeter bir gülümseyiş vardı. Sana göre şiiri hak eden biri gibi görünüyor olmalıydı bu genç adam. Gel, sana da bir şiir okuyayım dedin ona. Şaşırdı.

KEÇİ YOLU

Keçi yoluyum

Sana

Tam

a

k

ş

a

m



o

l

u

r

k

e

n

s. 1114.

“Tam akşam olurken” dizelerini okurken işaret parmağın yukarıdan aşağı kayıyordu. Garson çocuğun küçük ölçekli gülümsemesi yüzüne yayıldı; gözlerine bir şeyi keşfetmenin ışıltısı yerleşti. Daha bir güzel adam oldu garson çocuk. Bitmez tükenmez İlhan Berk anılarımızdan biriydi işte… Pekala, neden Bahçe şiirinin olduğu bu sayfayı kıvırdın? Açıkla bana! BAHÇE Bilmem bu yalnızlığı nasıl atar üstünden/Bu kış bu bahçe s.399. Birkaç gün sonra geri döneceğini bildiğim, seyahatteki sevgilim! Sen benim haberim olmadan yalnızlıklar mı çekiyorsun? Niçin? Bu soruya yanıt bulmak umuduyla son okuduğun romanlardan birini elime alıyorum: Zaman Yeli. Kitap savaş alanı gibi darma duman. Satırların altını çizip çizip atmışsın. Yalnız başına bir kırlangıç s.132. Sen yalnız başına bir kırlangıç mısın da bu satırın altını çizdin? Kendi kendini zehirleyen öz varlık. İnsanın tanımı. Şeytanın, insanın ta kendisi olduğu gibi s.136. Kendi kendini zehirlediğini mi düşünüyorsun? Yalnız kırlangıç’ım birkaç gün sonra geri döneceksin değil mi yanıma? İlhan Berk sevgine dönelim yine. Romanlar şiiri açıklamaz her zaman. Neydi? Şiir şiirin kurdudur. İşte bir sayfayı daha kıvırmışsın!

SENİ İLK GÖRÜYORDUM


Seni ilk görüyordum. Deli otlar gibiydin. Gövdeni daha tanımıyordum. Öğrenilecek bir ders gibi olan gövdeni. Dünyamıza düşmüştün. Bir suyu çevirmiş, bir yarı düzeltmiş gelmiştin. İtmiştin bunluğu, ezinci. Kulluğu sürmüştün. Yakın, yabanıl bir aşk koymuştun. Kalmıştın. Bir taşlıktın yürünen, keçiyollarıydın bizim bu ıssız bu yalnız dünyamızda. Daha duvarlarını çıkmamıştın. Koymamıştın sınırlarını. Göğünü buruşturmamıştın. Buraların taşlı, kusursuz Girit evleri gibi beyazdın. Sendin. Seni ilk görüyordum. Pruvamıza vuruyordu deniz. Yüzün düşmüştü. Geçmişti çaylaklar. Yunuslar köpürtmüştü suları. Bir yalazdı gövden. En eski cumhuriyetlerdi. Açık kapıları. Böyle sürdü durdu beyazlığın gecemde. Çıktı isli sokaklara. Kapalı evleri açtı. Karıştı dünyanın kalabalığına. Tanyerinin tuttu elinden.


Yeni bir aşk adınaydı gövden s. 538.

İyiyim şimdi. Anladım ki ruhunda benim bilmediğim kederler, yalnızlıklar olsa da sen neşeyi en sonunda bulup çıkarıyorsun. Karışmayın İlhan Berk sevgime. Ona neden sığındığını şimdi şimdi anlıyorum. Artık rahatça uyuyabilirim."

EV SAHİBİ İLE KONUK OLMANIN DAYANILMAZ AYNILIĞI: MELİH CEVDET ANDAY “YARIN BAŞKA KORUDA”

                                “Bir evin resmi içerden de yapılabilir. Bu bir seçme işidir. Kimi dışardan sever, kimi içerden.” M.C. A...