26 Ağustos 2011 Cuma

İç Monolog 21

" Hepsini çok severim ama Kibrit bir başka. Kibrit benim ilk göz ağrım,   beni en iyi tanıyan kedim . Bir kedi tarafından da olsa insan tanınmak, anlaşılmak istiyor. Kim bizi anlarsa, bizi tanırsa "en" sevdiğimiz o olup çıkmıyor mu? Kibrit, elimi çeneme atıp kederli kederli bir şeyi düşünmeye kalksam hiç dayanamaz kalkar yanıma gelir, kucağıma oturur. Çalışmaya dursam kağıt kalem içinde; kapının eşiğinde, pencerenin kenarında sessizce oturur; bilir çalışırken unutulmak istediğimi. Ama tümden yok sayılmayı hoş görmediğimin de pekala farkındadır, bu yüzden uzun süre çalıştıysam sessiz odamda, bacaklarımın arasından geçip gider; sonra yine kaybolur gözden. Bana benzer Kibrit, bir vardır bir yoktur ama hep hatırda kalandır. Diğer kediler bilmezler en çok Kibrit'i sevdiğimi. Gösterişsiz, bakışarak anlaşırız onunla. Bilmezler ki onu ne çok sevdiğim için başka kedilere de yaşamımda yer açtığımı. Varlık nedenlerinin Kibrit olduğunu bilseler, yine böyle sabırla anlatırlar mıydı kendilerini bana? Bilseler en çok maviciğimi, Kibrit'i  sevdiğimi yine böyle yeşil, kahverengi gözlerle rüyalı bakarlar mydı? İnsan dünyaya nasıl alışır, nasıl dünyasını çoğaltır? Bir insanı, bir kediyi, bir kenti, bir işi, bir şarkıyı severse insan, onun türdeşlerine de ilgi duymaya başlar; böyle böyle severiz dünyayı, böyle böyle alışırız dünyaya. Sahi nerede Kibrit? Kederli değil de tatlı tatlı düşündüğümü bildiği anlarda yaptığı gibi  siyah beyaz okuma koltuğuna kurulmuş,  benimkinden çok daha huzurlu bir zihinle, asla erişemeyeceğim enginlikteki bir düş sağanağına batmıştır.  Kibrit! Hadi gel artık odaya! Özledim seni!"

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...