14 Ekim 2010 Perşembe

Bir Adım Öne Çıkan Alıntılar/ım 1

"Hunlar atlar üzerinde Manastırın bahçesini yerle bir ettiler, sunakları ve kutsal çanakları çiğneyerek, kütüphaneye girdiler. Anlamadıkları kitapları lanetlediler, paramparça ettiler ve ateşe verdiler. Belki de yazılarda demir bir yatağan olan tanrılarına sövülmesinden korkuyorlardı. Palimpsestler ve  kodeksler cayır cayır yandı, ama Civitas Dei'nin onikinci cildi ateşin tam orta yerinde, küllerin arasında, pek zarar görmeden kaldı. Bu kitapta Platon'un yüzyıllar sonra her şeyin daha önceki durumuna döneceği ve kendisinin yine Atina'da, aynı dinleyicilere yeniden aynı doktrini öğreteceği yolunda ders verdiği anlatılıyordu. Ateşlerin bağışladığı metin özel bir saygı gördü ve o uzak ülkede bu metni tekrar tekrar okuyanlar sonunda yazarın bu savları yalnızca öğretisini daha iyi çürütebilmek için ortaya attığını unuttular."
                                                                        (Borges, Alef/ Tanrıbilimciler)

Uzun bir özgeçmişi olan metinleri anlamlandırma biçimimiz genellikle yanılgılarla doludur. Öyleyse neden okuruz onları?  Kesinliklerimizden arınmak için mi yoksa şimdinin belirsizliğinden kurtulup geçmişin olası kesinliğine ulaşmak için mi?

Ek Bilgi: Bir Adım Öne Çıkan Alıntılar/ım, bir kitabı ya da yazıyı okurken altını çizdiğimiz ama genellikle okuduğumuz metinden bağımsız olarak düşünmek istediğimiz alıntıları somut biçimde özgürleştirmek, onları bağlamlarından biraz da olsa uzaklaştırabilmek için seçtiğim bir yol...

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...