29 Eylül 2010 Çarşamba

İç Monolog 9

"Seni özlemek duygusunun adını koyamadığım bir duyguya tam olarak ne zaman ve nasıl dönüştüğünü  bilemiyorum. Sait Faik'in Son Kuşları'ndaki anlatıcı, özlediği kuşların adaya gelmelerini beklemekten öteye geçerek iklimin, mevsimlerin, insanların değiştiğine yormuştu ya aklını hani aniden. Olga Oblomov'dan ümidini kesince anlaşılır biçimde ama ansızın Stolz'a açmıştı yüreğini. Ya da Giovannino ve Serenella kurutulmuş kelebek koleksiyonuna dalıp gitmiş varlıklı çocuğa yaramazlık yapmayı aklından bile geçirmediği için bir süre acıdıktan sonra hoplaya zıplaya evlerine dönmüşlerdi. Aysel, ölmeye yattığı yataktan doğrulup yaşamaya gitmişti. Bir duygudan ötekine mi geçeriz  yoksa süreğen biçimde bir başlangıç duygusunu mu dönüştürür dururuz? Bir kurgunun yoğunluğunda değil de  bir gerçekliğin yavaşlığında salındığımdan ancak bir geçiş evresinde olabilirim. Kuşların gelmeyeceğini anlamak, Oblomov'un asla değişmeyeceğine aymak,  varlıklı çocuğun  yerinden kalkmayacağını kabullenmek, yaşamanın dürtüsel bir ödev olduğunu kavramak anındayım. "

2 yorum:

  1. Kabullenişlerin de evreleri var mı?
    Gençlik yıllarında yaşamı bilmezken önüne çıkanları olduğu gibi kabullenmek ne kadar zordur.Vazgeçişlerin de evresi var zannımca. Sonuna kadar mücadele etmeden vazgeçmek hayatının ilk deli zamanlarında olan ama sonraları yorgunluğa teslim olan bir mücadele.Kabullenmek kabullenilebilir ama vazgeçişler bireysel bir tercih.Her kabullenmenin adı vazgeçiş olacaksa karşındaki hayatını sana göre yaşamadığı için küsmektir bu. Onun yaşamına küsmek..

    YanıtlaSil
  2. 'dümen kırma anı' bu ; 'kabullenişin ta kendisi'.

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

EV SAHİBİ İLE KONUK OLMANIN DAYANILMAZ AYNILIĞI: MELİH CEVDET ANDAY “YARIN BAŞKA KORUDA”

                                “Bir evin resmi içerden de yapılabilir. Bu bir seçme işidir. Kimi dışardan sever, kimi içerden.” M.C. A...