12 Mayıs 2012 Cumartesi

KAFKA SEN NORMAL DEĞİLSİN.

 Sanat  yapıtının değeri  çevresine verdiği esinle ölçülür.  Mimarlar, yontucular, ressamlar ve nihayet yazarlar, esinlendi Kafka'dan.  Kafka'nın biçemine dudağı uçuklayan eleştirmelerin, bu biçemden neler alabilirim diyen yazarların dışındaki okurlar Kafka'dan  yazınsal değil yaşamsal esinler bulur. Onu bulduğunda eline reçete tutuşturulmuş sanır. Yüzünde şaşkınlık, alaycı bir gülüş... Yazara  "Nasıl yazdın bunu?" diye sorar, "Sen normal değilsin,"der. Kime nasıl anlatacağını bilemediği bir yaşam tarifi bulduğu için sevinçten havalara uçmaktadır okur.
Kafka'nın romanları ve öyküleri birleştiğinde oluşan tarif hiç de sevimli değildir oysa:
Dünya adil olmayan, bir puslu diyardır.
Dava romanı , insanın ölene dek, fırlatıldığı dünyada başıboş dolanıp durduğunu anlatır.
Şato, dünyadan başka gidecek yerimiz  olmadığını kulağımıza fısıldar.
Dönüşüm, düzendeki yalnızlığımızı kabullenmemizi sağlar.
Amerika, sıkışıp kaldığımız dünyada zalimin eline düştüğümüz gerçeğini söyler.
Kafka'nın tarifleri bu kadar karanlıksa okur neden sevinçten havalara uçar? Çünkü "anlamak" mutluluk getirir. Yaşam tarifi, nasıl yaşayacağımız  değil yaşamın ne olduğu bilgisini içerir. Uyanık okur, yaşamın nasıl yaşanması gerektiğini değil yaşamın ne olduğunu anlatan yazarları bulup okur. Bulunca, o yüzden böyle sevinir.






4 yorum:

  1. Valla bu aralar kafka nın güzel bir öyküsünün (Bir akedemiye rapor) oyunu oynayacak. Kafka dan bahsedilen her yazı iyidir. Yine de oyuna gitmişsiniz de ondan bahsediyorsunuz zannettim heyecanla. Zaten henüz oyun oynamadı. aklıma sonradan düştü bu da :) elinize sağlık bu arada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyundan haberdar edin lütfen...

      Sil
    2. oyun burada,

      http://www.biletix.com/etkinlik/NQTA6/TURKIYE/tr

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

OYUN OYNAMAK İÇİN JACQUES DERRİDA REÇETESİ

Göçmen çocuklarının oyun dünyası üzerine hiç düşünmemiştim. Ta ki göçmen çadırlarını, bir gün ansızın karşımda görene dek. Birkaç ark...