25 Kasım 2010 Perşembe

Neşeli kal...

Jean Paul Sarte "Edebiyat Nedir?" adlı yapıtında yeşil elmanın neşesini görebilmekten söz eder.  Ben yeşil elmanın neşesini görebilenlerden miyim diye sorduğumuz olur kendimize ancak yeşil elmada neşenin ne aradığını sorgulamak aklımıza düşmez. Çünkü neşe, ansızın ve beklenmedik biçimde doğar; bunu biliriz. Tıpkı apartman kapısını açarken bir sokak kedisinin tam ayaklarımızın dibine kurulması, bir serçenin penceremizin pervazına konması, sürahiden bardağa suyun dökülmesi gibi... Neşeyi görebilenler onu yaşayarak  büyütürler. Hatta bazıları neşeli olmayı bir çocukluk hali olmaktan çıkarıp tüm yaşamına akıtmayı başarır.
Neşe, hayatı olduğu gibi, geldiği gibi sevme halidir.  İşte bu yüzden neşeli olmak, büyük bir erdemdir.

2 yorum:

  1. Hayatı olduğu gibi kabullenememek (Beethoven Senfoni 5) ve isyan etmekten sonra hayatın içindeki sesleri duymak daha imkansızken hala duyuyor olmak neşeye övgümüdür? (Beethoven Senfoni 9)
    Hiç neşeli elma görmedim, neşelenebilecek bir elma da düşünmedim ama neşenin yanında görkemi barındıran sesler biliyorum.
    Ha bir de çizgiler biliyorum.. Pembe Panter gibi..:)

    YanıtlaSil
  2. Bir ekleme yapmak istiyorum izin verirseniz, Neşeli olmak ya da hayatın neşesini yakalayabilmek bir erdem ve olgunluk gösterisidir. henüz olgunlaşmamış bir göz neşeyi yakalarken aceleci davranır ama olgunluk savaşmayı bırakmaktır. Darısı başıma..

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

EV SAHİBİ İLE KONUK OLMANIN DAYANILMAZ AYNILIĞI: MELİH CEVDET ANDAY “YARIN BAŞKA KORUDA”

                                “Bir evin resmi içerden de yapılabilir. Bu bir seçme işidir. Kimi dışardan sever, kimi içerden.” M.C. A...