5 Eylül 2012 Çarşamba

EZEL AKAY SİNEMASI:MASAL SİNEMASI



"Bir varmış bir yokmuş. Allah'ın kulu çokmuş. Bir zamanlar Kaf Dağı'nın ardında bir ülkede herkesin çok ama çok korktuğu peri padişahının, Nurbanu adında güzeller güzeli bir kızı varmış. Peri padişahının kızı Nurbanu, babasının kıskançlığı yüzünden kimselerle görüştürülmüyormuş. Nurbanu, yalnızlığı canına tak dediği bir gün saraydan kaçmaya karar vermiş..."
 Masalları önce dinleyerek, okuma yazmayı öğrenince de okuyarak büyüyen bir kuşaktan olduğum için şanslı duyarım kendimi. Çünkü masallar, dünyada her şeyin mümkün olabileceğini, iyilerin daima kazanacağını, kötülerin cezalarını bulacağını fısıladı bu kuşağın kulağına...
Bu yazıda masalcı bir yönetmenin, Ezop'un, Ezel Akay'ın filmlerinden söz edeceğim: Neredesin Firuze, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? ve Yedi Kocalı Hürmüz.

Neredesin Firuze, şarkıcı olmak için büyük düşleri olan bir delikanlının (Özcan Deniz) hikayesidir. Delikanlı, İstanbul'a geldiğinde kaybetmeye alışkın ama köşeyi dönmek için çok hevesli bir plak yapımcısına (Haluk Bilginer) kendini teslim eder. Bu sırada reklam afişlerinden gördüğü güzel kıza (Şebnem Dönmez) aşık olur. Hiç beklenmedik bir anda delikanlıyı televizyonda gören zengin bir kadın (Demet Akbağ) ona arka çıkmak ister Olasılıklar, hayaller, kaybedişler, iyiler ve kötüler bir çocuğa bile kolaylıkla anlatılabilecek saflık ve açıklıkla sergilenir Ezop'un perdesinde. Ezel Akay, bugünü anlatan bir hikayeyle seyirci karşısına çıksa da gerçeği dönüştürür Neredein Firuze'de. Örneğin plak yapımcısından mafya babasına herkes takım elbise giyer ama gökkuşağının renklerinde. Bu takım elbiseler bile birer tasarım harikasıdır. Filmin dekorları incecik ayrıntılarla dolu nesnelerle yüklüdür. Tek kare dahi küçümsenmeden mekanlar Dali'nin tabloları gibi renklendirilmiş, hacim verilmiş ve esnekleştirilmiştir. Neredesin Firuze'yi izlerken modern bir masalı dinlemekle kalmaz, bir yandan gösterişli bir tiyatro, neşeli bir kumpanya izler gibi olursunuz. Her masal gibi Ezel Akay'ın filmlerinde de yaşam gülümseyerek eleştirilir. Adaletsizlikler, aksilikler, zorbalıklar kör gözüne parmaktır ama hiç bunaltmaz bunlar sizi. Çünkü Ezop bir ağlatır, hemen güldürür, kıyamaz seyircisine.  Canınız sıkkınsa, ya da yaşama sırtınızı dönmüşseniz sizi teselli eder. Şöyle der size onun filmleri: Herkesin bir derdi var, hatta kahrımızdan ölüyoruz sevgili seyirci! Ama yaşamak çok güzel. Ne demiş şair, Düşmana inat bir gün fazla yaşamak.

Neredesin Firuze gibi senaryosunu Levent Kazak'ın yazdığı Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü? filmi bir söylenceden doğar. Karagöz ve Hacivat gölge oyununun kaynak kişileri üzerine edebiyat tarihçileri çok sayıda rivayetten söz etse de bu kişilerin yaşamları birer muammadır. Filmde, Karagöz (Haluk Bilginer) ve Hacivat'ın (Beyazıt Öztürk) yaşadığı 1300'lü yıllar Anadolu'nun dinsel, geleneksel, tarihsel bakımdan çokkültürlülüğününün zirvede olduğu bir dönemdir. Aleviler, Sünniler, Hıristiyanlar, Yahudiler kardeşlik içinde yaşayıp gitmektedirler. Filmin hazırlanması aşamasında tarihsel kaynaklara ne kadar dalınıp çıkıldığı çok açıktır. Bunun en önemli kanıtlarından biri filmdeki karakterlerin konuşma dilleridir. Eski Anadolu Türkçesi, seyircinin yabancılık çekmeyeceği biçimde yumuşatılmış ve film için neredeyse yeni bir Türkçe yaratılmıştır. Neredesin Firuze gibi Karagöz Hacivat Nasıl Öldürüldü filmi de masal diyarından seyirciye uzanır. Yine gösterişli makyajlar, rengarenk kostümler ve ışıl ışıl dekorlar, mekanlar göz doldurur. Ezel Akay idam sahnesinde bile bizi güldürür. Karakterlerin hazin sonları için üzülürken bir yandan Karagöz ve Hacivat'ın ne kadar güzel bir akadaşlıkları olduğuna imreniriz.  İktidarların düşünen,özgür ve sanatçı insanlara neler yaptığına hayıflanırken onların varlığına ve hep var kalacaklarına inanıp şükrederiz.

Sadık Şendil'in aynı adlı oyunundan uyarlanarak, senaryosunu Gürsel Korat'ın yazdığı Yedi Kocalı Hürmüz Ezel Akay'ın son filmidir. Aşağı inenler, yukarı çıkanlar, nara atanlar, yangın söndürenler, koca bekleyenler, koca kaçıranlar, aşk çekenler, göz süzenler, dil dökenler, örtünenler, açılanlar saçılanlar... Yedi Kocalı Hürmüz, bir kadın hikayesidir. Feminist sinema gün geçtikçe güç kazanıyor. Yalnız sinemada değil sanatın her dalında kadın sorunlarını  gülerek anlatamıyoruz; çünkü bu yapıtlarda şiddeti, baskıyı, suskunluğu, haksızlığı gizleyemiyoruz. Bir taraftan filmlerde kadın karakterler hala genellikle erkek karakterlerin yanında ikincil konumda ; baş rolünü bir kadının oynadığı film sayısı hala çok az. Sözü getirelim yeniden Yedi Kocalı Hürmüz'e. Ülkemizde hatta dünyada kadınları bu kadar sakınımsız savunan, erkek egemen bir topluma kadınlar için bu kadar dil çıkaran başka film var mıdır acaba? Kahkahayla, neşeyle, güle oynaya yedi kocasını idare eden Hürmüz (Nurgül Yeşilçay) erkeklere ders verir gibidir. Çapkınlıklarıyla sevimli göründüğünü zanneden erkeklere hallerini ifşa eder. Yedi Kocalı Hürmüz, bir anın boşa harcanmadığı, yüksek tempolu bir filmdir.  Hürmüz ve onun yedi birbirinden farklı kocası  arasındaki dolantılar, tiyatroya yaklaşan yüksek bir mizah diliyle örülmüştür. Yine bu filmde Ezel Akay'ın rengarenk kumaşları, şapkaları, nesneleri, mekanları seyircinin ruhunu açar. İnsan Yedi Kocalı Hürmüz'ün yaşadığı mahalleye sinema perdesinin önünden sıçramak, orada sonsuza dek mutlu yaşamak ister.  
Ezel Akay'ın üç filminin müziklerinde Ender Akay ve Sunay Özgür'ün imzası var. Üç filmin müzikleri de Türkiye'nin en iyi film müzikleri arasına girer.  Kimi yönetmen filmlerinde sessizliği seçse de benim gibi müziği yaşamının arka planında daima görmek isteyenler için müziksiz sinema eksiktir.
İçinde yaşadığımız dünyanın dertleri eksilmiyor, gün geçtikçe boyumuzu aşıyor. Fakat iyi ki edebiyat var, iyi ki masallar var, iyi ki masalsı filmleriyle Ezel Akay var. Çünkü  tesellisiz hayat, yaşamaya değmiyor.  






1 yorum:

  1. Neyseki hala masallar ve hala sinema var. hacivat Karagöz neden öldürüldü hariç, Ezel Akay'ın kendi sinemasını böyle gördüğüne emin değilim ama yazı güzeldi.

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

YAZABİLMEK İÇİN GEREKLİ DÜZEN

Yazının Kendine göre bir düzeni vardır ve onu yazan kişiye çok benzer. Sabahları erken kalkan birilerinin yazdıklarında umut ve neşeyi bul...