24 Haziran 2010 Perşembe

Pina Bausch'un İstanbul'u

Yağmurlu bir akşam Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Pina Bausch'un İstanbul'unu izlemeye hazırlanıyoruz. Yağmurun dindiğini görmeden gösteri başlıyor.
Müthiş bir sahneleme, şahane müzikler, benzersiz koreografiler... Pina Bausch'un adını fena olmayan bir modern dans izleyicisi olarak çok duymuştum fakat ilk kez onun koreografisini izleme şansına eriştim.
Bausch'un modern dans anlayışında dansçılar konuşuyor, şarkı söylüyor, izleyiciye laf atıyor, pek çok karaktere bürünüyorlar. Bunun yanı sıra 2009 yılında yaşama veda eden Bausch, popülüler müzikten yararlanmayı bilen, yaşamın temel öğelerini ele alırken günün insanının aşina olduğu güncel müziği pas geçmeyen bir dahi .
Müziği, görsel efektleri, kostümleri vs. epey sağlam ve açık bir iletiye hizmet etmesi için kullanıyor. Modern dansın göstergelerinin açık olmadığı bu yüzden anlaşılmasının da güç olduğu düşüncesi yaygındır; Bausch tam bir aykırı bu bağlamda.
Peki  Bausch'un İstanbul'u nasıl yansıyor izleyiciye? Gösteri başlamadan önce bir önyargım vardı: Bausch İstanbul'a bir güzelleme yapacak. Yanıldım. Kadın-erkek ilişkilerinde kadının İstanbul'da ve daha geniş bir eksende Türkiye'de kaybedişiydi odakta olan ileti. Kadına yönelik ayrımcılık, kadını hiçe sayma, kadını cinsel bir nesneye indirgeme, kadınlara duyulan güvensizlik, kadın üzerinde baskı kurma ve daha pek çok sorun masaya yatırıılıyordu iki perdelik  gösteride. Bausch'un bize yönelttiği tüm bu sert eleştirler öyle zarif öyle zeka dolu dans figürleriyle, kompozisyonlarla ortaya konulmuştu ki eğer dikkatsiz bir izleyiciyseniz Bausch'un size neleri gösterdiğini, neleri bağırdığını anlamayabilirdiniz. Böylesine sert, zarif ve zeka işi bir dans gösterisini kısa vadede  izleyebilir miyim bilemiyorum. Bu tür gösterilerin DVD'lerinin yapılması, yapılmışsa da dağııtımının daha geniş tutulması gerekiyor aslında.(İdealden söz ediyorum. Şu konumda  bu ülkede var olan korsan sorunundan söz etmeyecek, insanların modern dans ya da opera dvdlerine para vermediği, veremeyeceği gerçeğine değinmeyeceğim.)
Gösteriye ilişkin bir not daha aktarmak isterim.   Akdeniz insanlarının heyecanı malum, koreografi müziklerinden biri olan Tom Waits'in şarkısına eşlik etti büyük bir izleyici  kalabalığı. Dansçılar hem şaşkındılar hem gülümsüyorlardı.  Sözün kısası Tanztheater Wuppertal Pina Bausch Dans Topluluğu 23 Haziran'da İstanbul'a unutulmaz bir armağan verdi.  Bir gün bu gösterinin DVD'sini elde edebilir miyiz bilemiyorum. Bu tür gösterilerin kişisel arşivlere girmesi çok önemli, suya yazı yazılmamış oluyor böylece...
Modern dans deyip geçmemek gerekir. Hele Pina Bausc'un herhangi bir dans koreografisini izlemeden bu dünyadan geçip gitmek hiç akıl işi değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

EV SAHİBİ İLE KONUK OLMANIN DAYANILMAZ AYNILIĞI: MELİH CEVDET ANDAY “YARIN BAŞKA KORUDA”

                                “Bir evin resmi içerden de yapılabilir. Bu bir seçme işidir. Kimi dışardan sever, kimi içerden.” M.C. A...